SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Dört Yıllık Sessizlikten Sonra: Gurvinder Singh'in Rehmat'ı Locarno'ya Gidiyor

Hint sineması büyük Avrupa festival yarışmalarında dört yıllık bir kopukluktan sonra geri dönüyor. Ama bu seçim salt temsil meselesinden ibaret değil.

· Sinema Editörü · · 2 dk okuma
Gün batımında altın rengi kırsal tarla manzarası

5 Ağustos'ta Locarno Piazza Grande'de perdeler açıldığında, ana yarışmada beklenmedik bir isim olacak: Gurvinder Singh. Hint sineması 2022'den bu yana büyük Avrupa festivali yarışmalarından fiilen yoktu — hem seçim politikaları hem de yapım ekonomisi açısından. Şimdi Rehmat, Naseeruddin Shah'ı başrolde taşıyan bir Punjabi filmi olarak bu boşluğu dolduruyor. Bu bir geri dönüş hikâyesi. Ama bu hikâyeyi salt 'Hindistan nihayet geri döndü' çerçevesinde okumak, asıl soruyu ötelemiş olmaktır.

Singh'in külliyatını tanıyanlar ne anlama geldiğini bilir. 2011'deki Anhé Ghore Da Daan (2011, Torino), 2015'teki Chauthi Koot (Cannes Quinzaine) — iki film, iki farklı festival, ama aynı editoryal DNA: uzun planlar, diyaloğa değil mekâna güvenen bir ritim, kırsal Punjab'ın coğrafyasının dramatik bir özne olarak kullanımı. Singh anlatıcı değil; gözlemci. Onun kameraları karakterlere olan şeyleri aktarmaz, karakterlerin zaten var olduğu dünyaları kayıt altına alır.

Du Welz Jürisi ve Biçimsel Uyum

Locarno'nun bu yılki jüri kompozisyonu da bir okuma sunar. Fabrice Du Welz başkanlığında Paulina García ve Lolita Chammah'ın yer aldığı beş kişilik kurul, belirgin biçimde 'atmosfer sineması'ndan yana bir profildir. Du Welz'in kendi filmografisi — Calvaire'den Adoration'a uzanan hat — bazen groteskle, ama her zaman yoğun bir mekânsal ve duygusal baskıyla kurulan bir sinema anlayışının ürünüdür. Bu jürinin Rehmat'a neden ilgi duyacağını anlamak güç değil.

Naseeruddin Shah'ın varlığı ayrı bir bağlam açıyor. Shah, Hint sinemasının bağımsız geleneğiyle — Shyam Benegal, Govind Nihalani — özdeşleşmiş, sonra Bollywood'un içinden çıkıp gelip o geleneğe kısmen dönen bir oyuncu. Onun beden dili bile bir tür tarihsel anlatı taşır: hiçbir zaman büyük jestlere ihtiyaç duymayan bir varlık. Singh bu beden dilini kendi tempolu bakışıyla nasıl işliyor? Film gösterime girmeden bunu bilemeyiz; ama kombinasyon teorik olarak tahrik edici.

Hint sinemasının büyük Avrupa festivallerindeki yokluğu yapım ekonomisinin değil, seçim politikasının sonucu. Fark önemli: biri talihsizlik, diğeri tercih.

Şunu da söylemek gerekir: Locarno'nun bu seçimi bir 'çeşitlilik hamlesi' olarak okumak tembellik. Festival, yarışmada Hong Sang-soo, Basil Da Cunha ve Denis Côté gibi isimleri barındırıyor — yani zaten auteur temelli, ticari vizyondan bağımsız bir seçki yapıyor. Rehmat bu tabloya 'temsil doldurmak için' değil, biçimsel uyum sebebiyle girmiş görünüyor.

Yine de bu seçim bir semptomu gösteriyor: Hint bağımsız sinemasının uluslararası alandaki görünürlüğü sistemsel değil, rastlantısal. Chauthi Koot'tan bu yana ne değişti? Yapım desteği artmadı, dağıtım kanalları genişlemedi, festivaller bu alanı kurumsallaşmış bir ilgiyle takip etmedi. Rehmat'ın seçilmesi umut verici; ama bir filmin Locarno yarışmasına girmesi, bir sinema kültürünün sağlıklı işlediği anlamına gelmiyor.

5 Ağustos'ta Locarno açılıyor. Rehmat'ın Altın Pars alıp almayacağından bağımsız olarak, bu yarışmada bulunması bile bir editoryal argümandır. Singh'in Punjabi sineması ile Du Welz jürisinin göz teması kuracağını tahmin ediyorum.

  • locarno-2026
  • gurvinder-singh
  • hint-sinemasi
  • festival-sinemasi
  • naseeruddin-shah