Sinema
Bir Mahalleyle Veda: Basil Da Cunha'nın Son Sahnesi
Locarno 79'da yarışan O Jacaré, bir yönetmenin 15 yıldır çektiği Lizbon mahallesine vedası — ve auteur sinemasının en nadir sorusu: Bir kamera bir yere ne kadar sadık kalabilir?

Locarno'nun 5 Ağustos açılışında Concorso Internazionale'de yer alan filmlerden biri Basil Da Cunha'nın O Jacaré'si. Film Lizbon'un Reboleira mahallesinde geçiyor — tiksineceği kadar yıpranmış, sevileceği kadar gerçek o Portekiz yerleşkesinde. Da Cunha bu mahalleyi 15 yıldır kameraya alıyor. Ve Reboleira yıkılacak.
Önce filmin iskeletini çizelim: bir soygunun ganimeti ortada yok, polis mahalleyi ablukaya almış, dedikodular her sokağa yayılmış. Renk renk, kat kat karakterler paranın nerede olduğunu tartışıyor. Kriminal gerilim var — ama Da Cunha bu çerçeveyle standart bir suç filmi yapmıyor. Kamera, gangsterlerin değil mahallenin peşinde.
Da Cunha'nın soy bağı karmaşık, bu yüzden ilginç: hem İsviçre hem Portekiz vatandaşı. Locarno onun için fiilen ev sahası sayılır — O Jacaré, ana yarışmaya üçüncü girişi (O Fim do Mundo, 2019; Manga d'Terra, 2023). Ama bu kez bir şey farklı. Üç filmde de aynı mahalle, büyük ölçüde aynı insan topluluğu. Reboleira Da Cunha için bir lokasyon değil, bir ekip.
Auteur kuramını çoğunlukla yönetmenin tekil perspektifi üzerinden okuruz. Kimse coğrafyayı gözden kaçırıyor sayılmaz — Tarkovsky Rusya'nın bataklıklarını taşır, Ceylan Anadolu'nun bozkırını. Ama Da Cunha'nın durumu bunlardan biraz başka: tek bir yeri, tek bir topluluğu, büyük bölümü Reboleira sakini olan oyuncularıyla birlikte yıllarca bir arada tutuyor. Bu bir coğrafi tercih değil, etik bir yöntem. Mahalleyi dekor değil özne olarak kurmak, o yere karşı bir borç kabullenmek demek.
Bu bağlamda Pedro Costa geliyor akla: Lizbon'un Fontaínhas mahallesinde uzun yıllar geçiren, bazen bir filmle ilgili kararı bile topluluğun tepkisine bırakan o radikal sabır. Da Cunha'nın yöntemi Costa'dan daha az münzevi, daha renkli bir karakter dünyasına ve daha popüler bir anlatı iskeletine yaslanıyor. Temel ahlaki dönüşüm ise aynı: yönetmen, karakterlere değil yere karşı hesap veriyor kendini.
Bir yönetmenin tek bir mahalleye 15 yıl sadık kalması, sinema tarihinde ne imzadan ne de bütçeden daha nadir rastlanan bir şeydir.
Reboleira'nın yıkım kararı Portekiz kentsel dönüşümünün uzun hikayesinin bir halkası. Lizbon son on yılda turizm baskısı ve spekülatif konut yatırımlarının altında ezildi; Creole nüfusun yoğun olduğu mahalleler bu basıncı en sert yaşayanlar arasında. Da Cunha bunu bir manifestoya ya da savunuculuk filmine dönüştürmüyor muhtemelen — çünkü önceki filmlerinde de tutumu bu yönde: konuyu büyütüp ezmeyi değil, yanı başında durup küçük ölçekte yakalamayı seçiyor.
O Jacaré'nin neden Locarno'nun ana yarışmasında yer aldığı sorusunun cevabı aslında festivalin kendisini anlatıyor. Locarno, Cannes'ın prestij oyununu ya da Venedik'in yıldız yoğunluğunu taklit etmiyor; bütçesi küçük, hırsı büyük isimlere piste yer açmayı seçiyor. 79. edisyon bu tercihin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor: Concorso'da Hong Sang-soo, Denis Côté, Gurvinder Singh, Da Cunha — hepsi stüdyoyla değil, bağımsız yapım koşullarıyla çalışıyor. Bir festivalin programı aynı zamanda bir editoryal tutum bildirisidir.
15 Ağustos'ta ödüller duyurulduğunda Da Cunha'nın isminin listede olup olmayacağını bilmiyorum. Ama O Jacaré'nin Locarno'da gösterilmesi, Reboleira'nın yıkılmadan önce bir kez daha sinema kaydına geçtiği anlamına geliyor. Film bunu iyi yaparsa, o mahalleyi ömründe bir kez bile görmemiş bir izleyici, oranın sokaklarını kendi şehrindeki başka kayıplarla eşleştirecek. Auteur sinemasının en güçlü iddiası da budur: yer ne kadar özelse, o kadar geniş bir yankı uyandırır.