SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Croisette'in İkinci Perdesi: Cannes 2026'da Kırmızı Halı ve Sinemanın Stille Hesaplaşması

79. Cannes, basamaklarına yeni bir kıyafet kuralı koydu: çıplaklık ve kuyruklu hacimli elbiseler kapı dışında. Bella Hadid'in 22 bin saatlik Schiaparelli'sinden Demi Moore'un üç ayrı imzasına, festivalin asıl gösterisi bu yıl perdede değil, perdenin önünde kuruldu.

· Sinema Editörü · · 3 dk okuma
Akşamüstü Cannes Croisette'inde festival sarayının kırmızı halı basamakları, fotoğraf makinesi ışıkları ve arkada Akdeniz; insan figürü olmayan, reklam ve yazı içermeyen atmosferik bir kare

Cannes'da asıl gösteri perde açılmadan başlar. Lumière Salonu'nun ışıkları sönmeden önce, sarayın o on dokuz basamağında bir başka film döner: oyuncuların, jüri üyelerinin, davetlilerin saniyeler içinde fotoğrafa dönüştüğü bir geçit. 79. Festival bu yıl o geçide eskisinden daha sert baktı. 12 Mayıs'ta perdesini açan festivale eşlik eden kıyafet yönergesi, Croisette'in en bilinen iki klişesini kapı dışında bıraktı: çıplaklık izlenimi veren elbiseler ve trafiği tıkayan, kuyruklu hacimli tuvaletler artık halıya alınmayacaktı.

Karar, festivalin kendi efsanesiyle hesaplaşması gibi okundu. Cannes'ın kırmızı halısını yıllarca tanımlayan şey, tam da bu iki abartıydı: tülün altındaki ten oyunu ve metrelerce uzayan eteğin kameralar önünde açılışı. Festival yönetimi gerekçeyi süslemeden yazdı; çıplaklık "edep gereği" tüm festival alanında yasaktı, hacimli kuyruklar ise salondaki oturma düzenini ve davetlilerin akışını zorladığı için. Kuralı çiğneyenin basamağa çıkışı görevlilerce engellenecekti. Bir moda kararı gibi başlayan şey, aslında bir lojistik ve görüntü politikasıydı.

Kuralın İçinden Geçen Zarafet

Yasak, paradoksal biçimde stili görünür kıldı. Gösterinin tülle değil kesimle yapılması gerekince, yük terziye düştü. Bu yılın en çok konuşulan görünümü, Bella Hadid'in Daniel Roseberry imzalı özel Schiaparelli'siydi. Fildişi rengindeki elbise, dantel izlenimini gerçek dantelle değil, kumaşa işlenmiş bir trompe-l'œil ile kuruyordu; yani çıplaklık yasağını malzemeyle değil, ustalıkla aşıyordu. WWD'nin aktardığına göre tasarım 130 zanaatkârın elinden geçmiş, yalnızca işleme için 22 bin saatten fazla emek istemişti. Hadid'in görünümü aynı zamanda bir sinema göndermesiydi: Jane Birkin'in 1969'da giydiği file elbiseye açık bir saygı duruşu. Moda, bir başka çağın kamerasına el sallıyordu.

Demi Moore'un festivali ise tek bir elbiseye değil, bir imza dizisine yayıldı. Bu yıl Park Chan-wook jürisinde de yer alan oyuncu, açılış töreninde Jacquemus giydi; sonraki günlerde Gucci'nin kırmızı ve leylak tonlarına, kapanışta Balenciaga'ya geçti. Bir oyuncunun on günde üç ayrı moda evini sırtında taşıması, festivalin sessiz ekonomisini özetliyor: Croisette, sinema kadar bir vitrin. Her görünüm, bir markanın o sezona dair argümanını taşıyan bir cümle.

Kristen Stewart ile Chanel arasındaki yıllanmış ortaklık bu yıl da kendini gösterdi; evin uzun yıllardır yüzü olan oyuncu, Croisette'e yine Chanel'le çıktı. Tilda Swinton, Chanel elçisi kimliğiyle festivale iki ayrı imza bıraktı. Taylor Russell, Dior ile Schiaparelli arasında gidip geldi. Bu isimler tesadüfen seçilmiyor: her biri, bir evin yüzü olarak yıllardır kurulan bir ilişkinin kamera karşısındaki karşılığı. Kırmızı halı, moda evlerinin reklamını yapmaz; o reklamın en pahalı, en inandırıcı biçimidir.

Çıplaklık yasaklanınca gösteri bitmedi; yalnızca tülden kesime, pozdan zanaate taşındı. Cannes 2026, en az giysiyle değil, en çok emekle dikkat çekmenin festivali oldu.

Couture ile Kostüm Aynı Atölyeden Çıkar

Kırmızı halı ile beyaz perde arasındaki bağ, çoğu zaman sanıldığından daha somut. Bir oyuncuyu basamakta giydiren atölye ile onu filmde giydiren atölye, sık sık aynı geleneğin iki ucudur: ölçü, drape, el işçiliği, bir karakterin ya da bir anın silüetini kurma sanatı. Roseberry'nin Schiaparelli'de bu sezon yürüttüğü dil — doğanın yırtıcılarından, kabuklardan, dikenlerden beslenen bir trompe-l'œil tutkusu — couture defilesinde de, kırmızı halıda da aynı mantıkla çalışıyor: gözü yanıltan, dokunulduğunda başka, bakıldığında başka bir yüzey. Bu, tam da bir kostüm tasarımcısının işidir; kumaşa bir hikâye anlattırmak.

Festivalin moda evleriyle kurduğu ilişki bu yüzden yalnızca sponsorluk değil, bir akrabalık. Bir evin haute couture koleksiyonu ile bir filmin kostüm tasarımı arasındaki mesafe, çoğu zaman bir telefon görüşmesi kadar. Cannes, bu iki disiplini yılda bir kez aynı basamakta buluşturur: perdede karakteri giydiren zanaat, perdenin önünde yıldızı giydirir. İzleyici çoğu zaman ikisini ayrı sanır; oysa aynı iğne, aynı sabır, çoğu zaman aynı imza.

Yeni Kuralın Bıraktığı İz

Her kural gibi bu da test edildi. Kimi davetli yönergeye harfiyen uydu, kimi yarı saydam kumaşlarla sınırı zorladı, kimi de açıkça görmezden geldi. Tartışma, festivalin tam da istediği yere oturdu: stil yeniden bir konu oldu. Çıplaklığın provokasyonu kolaydır; zor olan, kuralın içinden geçerek dikkat çekebilmek. Bu yıl en akılda kalan görünümler — Hadid'in işlemeli Schiaparelli'si, Isabelle Huppert'in Gucci'de Demna imzalı keskin kesimli gecesi, Simone Ashley'nin arşivden çıkmış kırmızı McQueen'i — hepsi bu yeni disiplinin içinden doğdu.

Ödüller başka yerde dağıtıldı; Altın Palmiye'nin Cristian Mungiu'nun Fjord'una, Büyük Ödül'ün Andrey Zvyagintsev'in Minotaur'una gittiği bir yıl bu (ikisini ayrı yazılarımızda ele aldık). Ama bir festivalin hafızasında kalan, yalnızca kazananlar listesi değildir. 79. Cannes, kıyafet yönergesiyle aslında bir şeyi hatırlattı: Croisette'in görkemi de, en az perdedeki film kadar, kurallarla ve onları kıran ellerle yazılır. Bu yıl gösteri biraz daha dar bir çerçeveden geçti — ve belki de tam bu yüzden daha keskin göründü.

  • Cannes 2026
  • kırmızı halı
  • moda ve sinema
  • haute couture