Sinema
Cannes 2026'nın İkinci Sırası: Bir Senaryo, İlk Bir Film, On Dört Dakika
Altın Palmiye'nin gölgesinde kalan ödüller çoğu yıl asıl haritayı verir. 79. Cannes'da En İyi Senaryo Emmanuel Marre'ye, Altın Kamera Ruandalı Marie-Clémentine Dusabejambo'ya, Kısa Film Altın Palmiye'si ise Arjantinli Federico Luis'e gitti.

Bir festivalin gerçek zevkini Altın Palmiye değil, onun bir basamak altındaki ödüller belli eder. En tepe çoğu zaman uzlaşmadır; jüri orada en az itiraz toplayan filmde buluşur. Asıl tercihler ikinci sırada yapılır: bir senaryonun mimarisi, daha önce hiç film çekmemiş birinin ilk cesareti, on dört dakikaya sığan bir dünya. 12-23 Mayıs 2026'da toplanan 79. Cannes'da da öyle oldu. Fjord ve Minotaur manşetleri tutarken, festivalin nereye baktığını üç yan ödül fısıldıyordu.
Bu üç ödül — En İyi Senaryo, Altın Kamera ve Kısa Film Altın Palmiye'si — birbirinden bağımsız jürilerin işidir. Park Chan-wook'un başkanlığındaki ana jüri yalnızca senaryoyu verdi; Altın Kamera'nın da, kısa filmin de kendi masası vardı. Üç ayrı oda, üç ayrı zevk. Yine de ortak bir eğilim çıktı ortaya: 2026 Cannes'ı, anlatma cesaretini ödüllendirdi.
En İyi Senaryo ödülü, Paris doğumlu, Brüksel'de çalışan ve Fransız-Belçika sineması arasında gidip gelen yönetmen-senarist Emmanuel Marre'nin Notre Salut'sine gitti — uluslararası adıyla A Man of His Time. Marre senaryoyu kendi soyağacından çıkarmış: filmin merkezinde, 1940'ta kendi siyasi manifestosunu yayımlatma umuduyla Vichy'ye gelen bir yazar, Henri Marre, yani senaristin büyük dedesi var. Başrolde Swann Arlaud, işbirliği ile teslimiyet arasındaki o ince çizgide bir adamı taşıyor. Cannes'ın bir senaryoyu, üstelik yazarın kendi ailesinin lekesini deşen bir senaryoyu ödüllendirmesi, festivalin bu yılki politik omurgasıyla birebir örtüşüyordu.
Senaryonun gücü, kahramanını aklamayı reddetmesinde. Marre, Henri'yi bir kurban ya da bir kötü adam olarak çerçevelemiyor; onu kendi konforunu kollayan, hak etmediği saygıyı toplamaya çalışan sıradan bir oportünist olarak bırakıyor sahnede. Bu seçim, eleştirmenleri tam da beklenen yerden böldü. IONCINEMA gibi kaynaklarda filmin Henri'nin asıl güdülerini yeterince kavrayamadığı, adamı bir tür 'çıkarcı' silüetine indirgediği yazıldı. Oysa o muğlaklık bir kusur değil, senaryonun tezi gibi okunabilir: işbirlikçiliğin çoğu zaman büyük bir ihanet değil, küçük bir hesap olduğunu söylüyor film.
Marre'nin kazanması, Cannes'ın yazıya verdiği değerin de bir göstergesiydi. Festival sıkça görsel cesareti, biçimsel atılganlığı öne çıkarır; bu yıl ödül, kurgudan önce kâğıtta kurulan bir mimariye gitti. Notre Salut'nün metni, bir ailenin kendi geçmişiyle hesaplaşmasını Avrupa'nın daha geniş suçluluğuyla aynı karede tutuyor. Aynı festivalde Pawlikowski'nin Thomas ve Erika Mann'i, Zvyagintsev'in Rus seçkinleri anlattığı düşünülürse, 2026 Cannes'ının bir özbakış edisyonu olduğu daha net görülüyor.
Altın Palmiye uzlaşmadır; asıl zevk ikinci sırada, bir senaryonun mimarisinde ve daha önce hiç film çekmemiş birinin ilk cesaretinde saklıdır.
Festivalin en çok konuşulan keşfi Altın Kamera'dan çıktı. Sadece o yılın resmi seçkisindeki ilk uzun metrajlar arasından verilen bu ödülü, Ruandalı yönetmen Marie-Clémentine Dusabejambo'nun Ben'Imana'sı kazandı. Un Certain Regard bölümünde gösterilen film, 1994 Tutsi soykırımının üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra adalet, af ve yeniden kurulan bir topluluğun kırılganlığını bir hayatta kalanın gözünden anlatıyor. Dusabejambo ödülü Ruandalı kadınlara adadı.
Ben'Imana'nın ağırlığı, konusundan çok yöntemindeydi. Film, on yıla yayılan bir araştırmanın ürünü; soykırımdan sağ çıkanlar, toplu sahnelerde kendi tanıklıklarını taşıyarak oyuna katılıyor. Eleştirmenler tam da bu kararı işaret etti: Screen ve BFI çevresindeki değerlendirmeler filmi 'sinematik bir hayret ve ortak emek' olarak andı, ressamca görüntü yönetimini ve travmanın işleyişini kavrayan derinliğini öne çıkardı. Belgeselin sahiciliğiyle kurgunun yapısını çatışmaya sokmadan birleştiren bu yaklaşım, ilk filmler için alışılmış bir cesaret değil.
Ödülün asıl tarihsel ağırlığı ise rakamlarda değil, coğrafyada. Çok uluslu bir ortak yapım olan Ben'Imana — yapımcı ortakları arasında Ruanda, Gabon, Fransa ve Norveç var — Cannes resmi seçkisine giren ilk Ruandalı yönetmen filmi olarak anılıyor; dahası Dusabejambo, Altın Kamera'yı kazanan ilk Afrikalı kadın yönetmen olarak listeye geçti. Buna bir de Un Certain Regard'da aldığı FIPRESCI ödülü eklendi. Bir ilk film için iki ödül, üstelik biri eleştirmenlerden — bu, jürinin ve basının nadiren aynı isimde buluştuğu bir yılda dikkat çekici bir mutabakat.
Festivalin en küçük formatı, en net oybirliğini getirdi. Kısa Film Altın Palmiye'si, Arjantinli yönetmen Federico Luis'in Para Los Contrincantes'ine (For the Opponents) verildi. Arjantin, Meksika, Şili ve Fransa ortak yapımı olan on dört dakikalık film, Meksiko'nun Tepito mahallesinde boks şampiyonu olmayı düşleyen Damián López adlı bir çocuğu, hayatının ilk gerçek dersine dönüşen bir turnuva maçının eşiğinde izliyor. Bu zaferle Federico Luis, Cannes'da herhangi bir Altın Palmiye kazanan ilk Arjantinli yönetmen oldu.
Kısa film jürisinin başkanı Carla Simón, kararın oybirliğiyle alındığını söyledi ve filmi 'hayatının ilk dersiyle yüzleşen bir çocuğun ruhunu gösteren' bir eser olarak tanımladı. Bu cümle, ödülün neden buraya gittiğini de açıklıyor aslında. Cannes'ın kısa film masası, çoğu zaman biçimsel deneyleri, soyut atılımları ödüllendirir; 2026'da ise jüri, küçük ve somut bir hikâyeyi seçti. Bir ringin köşesindeki çocuk, festivalin daha büyük, daha gürültülü filmlerinde aranan o doğrudanlığı on dört dakikaya sığdırmıştı.
Üç ödülü yan yana koyduğunuzda 79. Cannes'ın asıl tercihi görünür oluyor. Bir senaryo bir ailenin utancını, bir ilk film bir ulusun yasını, bir kısa film bir çocuğun ilk yenilgisini anlatıyor. Üçü de büyük tezler değil, sahici hesaplaşmalar. Altın Palmiye'yi Fjord, Büyük Ödül'ü Minotaur aldı ve onların hikâyelerini bu dosyada ayrı yazılarda ele aldık. Ama festivalin nereye baktığını öğrenmek isteyen biri, ödül listesinin tepesine değil, hemen altındaki bu üç ismin oturduğu satıra bakmalı.