SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Cannes 2026'nın Çatlakları: Yapay Zekâ Kavgası, Filistin Sesleri ve Kürsüden Düşen Gölge

79. Cannes'ın asıl hikâyesi ödül listesinde değil, festivalin kendi çelişkilerinde yazıldı. Frémaux yapay zekâya savaş açarken sponsor koltuğunda Meta oturuyordu; jüri masasından Gazze'ye sesleniş yükselirken kırmızı halıda yasaklar deliniyordu.

· Sinema Editörü · · 5 dk okuma
Akşam karanlığında Cannes festival sarayının ışıklı basamakları ve boşalmaya başlayan kırmızı halı; uzakta Akdeniz, reklam ve yazı içermeyen atmosferik bir editoryal kare

Bir festivali asıl tanıdığınız an, ödüller dağıtıldıktan sonra değil, salonlar arasındaki koridorda kulağınıza çarpan tartışmalardadır. 79. Cannes, 12-23 Mayıs 2026'da Pierre Salvadori'nin dönem komedisi La Vénus électrique ile açılıp Lumière Salonu'nun ışıkları sönerek kapandığında, geriye yalnızca bir kazananlar tablosu kalmadı. Geriye, kendisiyle kavga eden bir festival kaldı. Croisette bu yıl gösterdiği filmlerden çok, gösteremediği uzlaşmayla konuşuldu.

Mungiu'nun ikinci Altın Palmiye'sini kazanan Fjord'u ile Zvyagintsev'in Grand Prix alan Minotaur'unu bu sayfalarda ayrı ayrı ele aldık. Bu yazının derdi başka: ödül masasının dışında, basın toplantılarında, kırmızı halının kenarında ve sponsor afişlerinin gölgesinde biriken gerilim. Çünkü 2026 edisyonunun gerçek manşeti, jürinin neyi ödüllendirdiğinden çok, sinemanın kendi içinde nereden çatladığıydı.

Yapay Zekâ Kavgası ve Sponsor Koltuğundaki Çelişki

Yılın en sert tartışması perdede değil, perdenin arkasındaki teknolojide patladı. Festival, nisan ayında resmî bir kapı kapattı: başkan Iris Knobloch ile genel delege Thierry Frémaux, senaryosu üretken yapay zekâyla yazılan, görüntüleri bu araçlarla kurulan ya da ana performansları sentezlenen filmleri Altın Palmiye yarışmasının dışında bıraktıklarını duyurdu. 'Temellere dönüş' diye çerçevelenen bu karar insan emeğini ve kişisel vizyonu önceleyen bir tavırdı; ses onarımı, görüntü temizleme gibi post prodüksiyon kullanımları kapsam dışında tutuldu. Frémaux açılış boyunca da aynı safı korudu: seslendirme sanatçılarının, çevirmenlerin, senaristlerin ve oyuncuların yanında durduğunu yineledi.

Sorun şuydu: festival bu yarışma dışı bırakma kararını alırken, kendi sosyal medya ortağı olarak Meta'yı duyurmuştu — TikTok'un yerini alan, yapay zekâya en büyük yatırımı yapan şirketlerden biri. Sinemayı insan emeği adına savunan bir kurumun hemen yanında, o emeği yeniden tanımlamaya çalışan bir teknoloji devinin imzası duruyordu; üstelik Meta, festivalde Ray-Ban akıllı gözlüklerini ve yapay zekâ destekli görüntü araçlarını tanıtmaya hazırlanıyordu. Huzursuzluk perdeye de taştı: Guillermo del Toro açılış töreninde kameralara dönüp düpedüz 'Fuck AI' dedi; Frémaux bu çıkışı 'bu yılki Cannes'ın ilk politik bildirisi' diye nitelendirdi. Festivalin ahlaki duruşu ile kasasını dolduran ortaklığı arasındaki mesafe, bütün edisyona sinen bir gerilime dönüştü.

Tartışmayı soyut olmaktan çıkaran ise tek bir film oldu: Steven Soderbergh'in Özel Gösterimler bölümünde yer alan John Lennon: The Last Interview belgeseli. Soderbergh, Lennon'ın hayatının son demlerinde verdiği bir söyleşinin etrafına arşiv malzemesi dizmiş, görüntünün yetmediği soyut ve felsefi pasajları ise Meta'nın araçlarıyla üretilmiş 'düş alanı' imgeleriyle doldurmuştu. Filmin yaklaşık yüzde onu yapay zekâyla kurulmuştu ve Cannes eleştirmenlerinin büyük bölümü bu sekanslardan nefret etti; Lennon'ın sesini överken üretilen görüntülerin dikkat dağıttığını, söyleşinin duygusunu gölgelediğini yazdılar.

Soderbergh'in savunması tartışmayı asıl rahatsız edici yerine taşıdı: alışılmadık olan yapay zekâyı kullanması değil, kullandığını açıkça söylemesiydi.

Soderbergh köşeye sıkışmadı; tersine, sektörün yüzüne tuttu aynayı. Pek çok yapımcının ve yönetmenin bu araçları çoktan sessizce kullandığını, kendisinin tek farkının bunu itiraf etmek olduğunu söyledi. Bu cümle, Frémaux'nun temiz etiketli sinema hayalini bir anda kırılganlaştırdı: peki ya yapay zekâ zaten her yerdeyse ve mesele onu görünür kılmaksa? Cannes, bu soruya bu yıl bir cevap veremedi — ama soruyu sektörün gündemine perçinledi.

Açılıştaki Çıkış: Gazze, Kara Listeler ve Bedeli

Politik gerilim festivale daha ilk gün, hem de jüri masasının içinden girdi. Ken Loach'ın yıllardır senaristliğini yapan İskoç yazar Paul Laverty, açılış basın toplantısında yalnızca Gazze'deki savaşı değil, görüşlerini açıklayan sanatçıların susturulmasını da hedef aldı. 'Susan Sarandon, Javier Bardem ve Mark Ruffalo gibi isimlerin, Gazze'de kadınların ve çocukların öldürülmesine karşı çıktıkları için kara listeye alınmasını izlemek ne kadar çarpıcı, değil mi?' diye sordu. Bir jüri üyesinin festivalin açılışında bu kadar dolaysız konuşması, törenin kurumsal sakinliğini ilk saatte deldi.

Laverty yalnız değildi. Hacks'in yıldızı Hannah Einbinder, festivalde Filistin için konuştu ve oyuncuların siyasi görüşleri yüzünden mesleki bedel ödemekten korktuğunu dile getirdi; sesini yükseltmemenin, kariyerine gelebilecek riskten daha ağır bir kayıp olduğunu söyledi. Bir jüri üyesinin ve genç bir oyuncunun aynı hafta içinde, biri törenin masasından diğeri basının önünde, aynı yöne bakması tesadüf değildi: 2026'da politik söz, festivalin protokol nezaketini delerek doğrudan mikrofona taşındı.

Kırmızı Halıda Kural ve İsyan

Festivalin geçen yıl yürürlüğe koyduğu kıyafet kuralı 2026'da da masadaydı: çıplaklık ve salonda oturmayı güçleştiren aşırı hacimli, uzun kuyruklu tasarımlar 'nezaket gerekçesiyle' yasaktı; kurala uymayanların halıya alınmayacağı resmen duyurulmuştu. Pratikte ise yasak, kendi karşıtını üretti. Yıldızlar kuralın sınırında dolaşarak âdeta meydan okudu. Bella Hadid, Jane Birkin'in 1969'da bir galada giydiği ikonik tığ işi elbiseye selam çakan, fildişi rengi, derin dekolteli bir Schiaparelli ile en çok konuşulan isim oldu; yanında bir başka yıldız şeffaf bir tasarımla, bir diğeri cüretkâr bir dekolteyle yürüdü. Jüri üyesi yönetmen Chloé Zhao bile bu görünür tavrın bir parçası oldu.

Bu, basit bir moda dedikodusu değil. Festivalin bedeni denetleme arzusu ile sanatçıların kendi imgelerini kontrol etme isteği, her yıl aynı basamakta karşılaşıyor. Cannes, kırmızı halıyı kurumsal bir vitrin olarak korumak istedikçe, o vitrini en çok besleyen yıldızlar tarafından nazikçe ama kararlılıkla esnetiliyor. 2026'nın kıyafet tartışması da estetik bir ayrıntı gibi başlayıp bir otorite sınavına döndü.

Sahneye Çıkan Gölge: Zvyagintsev ve Ukrayna'nın Öfkesi

Festivalin en ağır anı, kapanış gecesinde yaşandı. Grand Prix'yi alan sürgündeki Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev, kürsüden doğrudan Vladimir Putin'e seslenerek savaşı bitirme çağrısı yaptı; bu konuşmayı ve Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov'un 'bu konuda söz söyleme hakkı yok' yanıtını ayrı bir yazıda inceledik. Ama hikâyenin Cannes'da pek dile getirilmeyen tarafı, alkışın hemen ardından geldi. Ukrayna'da Zvyagintsev'in sözleri minnetle değil, öfkeyle karşılandı.

Eleştirinin özü sertti: Rus seçkininin sanat festivallerinden yükselen 'savaş karşıtı' jestleri ile bombardıman altındaki insanların yaşadığı gerçeklik arasında derin bir uçurum vardı. Kimi yorumcular, Donbas'taki saldırıları aynı netlikle kınamamış bir yönetmenin Putin'e ders verme 'hakkını' sorguladı. Cannes sahnesinden yükselen bir vicdan çağrısının, savaşın bizzat içindeki ülkede alaycı bir bakışla karşılanması, festivalin politik konuşmaya açtığı o cömert kürsünün sınırını da gösterdi: bir ödül töreninin mikrofonu güçlüdür, ama acının kaydedildiği coğrafyada her zaman karşılık bulmaz.

Eksik Olanın Hesabı: Büyük Stüdyolar Neredeydi?

Bütün bu gürültünün altında daha sessiz bir kırılma vardı. Disney, Warner, Universal gibi büyük Amerikan stüdyoları bu yıl Croisette'e bir blockbuster taşımadı; aynı isimler şubattaki Berlin'de de yoktu. Frémaux yokluğu takvim çakışmalarına ve sektördeki çalkantıya bağladı, ama tablo manidardı: ödül masasında Amerikan sinemasının silinmesiyle, pazarda büyük stüdyoların çekilmesi aynı yıla denk düştü. Cannes A-sınıfı yıldızlardan yoksun kalmadı; yoksun kaldığı şey, Hollywood'un kurumsal ağırlığıydı.

Geriye dönüp bakınca 2026, uyumlu bir festival değil, çatlaklarıyla anlam kazanan bir festival oldu. Yapay zekâya karşı verilen söylevle sponsor afişi, Gazze için yükselen seslerle törenin ölçülü protokolü, kırmızı halının kuralı ile yıldızların itirazı, bir ödül çağrısı ile o çağrının coğrafyadaki yankısı — hepsi yan yana durdu, hiçbiri ötekini iptal etmedi. Croisette bu yıl bir uzlaşı sahnesi olmadı; olamadığını da gizlemedi. Belki de festivalin asıl dürüstlüğü buradaydı: kendi çelişkilerini perdelemek yerine, hepsini aynı ışığın altında bıraktı.

  • Cannes 2026
  • yapay-zeka-sinema
  • festival-tartismalari
  • dunya-sinemasi