SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Hong Sang-soo'nun Otuz Beşinci Filmi: Jeju'da Bir Daha

Locarno 2026'da dünya prömiyerini yapacak 'Nowhere to Lay My Eyes', yönetmenin ölçeğini değil ritmini büyütüyor. Otuz beş film, tek bir bakış.

· Sinema Editörü · · 2 dk okuma
Jeju Adası'nda soluk bir liman sokağı, siyah-beyaz, ıssız bir sabah atmosferi

Hong Sang-soo, otuz beş film sonra hâlâ aynı soruyu soruyor: Bir insan, başka bir insanla gerçekten ne kadar konuşabilir? Cevap, her seferinde aynı şekilde geliyor — ucuz övgüler, gereksiz tavsiyeler, bilinmek istenmeyen gerçekler. Bunu sıkıcı bulanlar on yıl önce de bulduydu. Sıkılmayanlar için Locarno'da yeni bir buluşma var.

'Nowhere to Lay My Eyes', Hong'un 35. uzun metrajı. Film, Sanghee'nin (Kim Minhee) on yıl sonra annesiyle yüzleşmek için Jeju Adası'na gidişini anlatıyor. Annesi bir restoran açmış, para kazanmış, yerleşmiş. Üvey baba bir 'çim mezar' belgeseli çekiyor. Üvey kardeş resim yapmaya yeni başlamış. Sanghee ise çalıştığı atıştırmalık ithalat şirketinden arta kalan zamanlarında kendi başına çok kısa filmler çekiyor. Hong'un filmografisindeki bu küçük ayrıntı — karakterin de kendi başına film yapıyor olması — tesadüf değil. Yönetmenin öz-yansıma alıştırmaları, bu kez bir adım daha öteye taşıyor.

Siyah Beyazın Ritmi

Hong'un son dönem filmleri — 'In Water' (2023), 'In Our Day' (2023) — siyah beyazla kurduğu ilişkiyi rengin bir seçenek olmaktan çıkarıp dilin kendisi haline getirdi. Siyah beyaz, onun için sinemasal bir alçakgönüllülük bildirisi: görüntüyü soyutlayarak diyaloğu, duraksamayı ve kadrajın içindeki çekingen hareketi öne çıkarıyor. Kahramanlarının yüzleri bu renksiz ışıkta hem daha savunmasız hem daha gizemli görünüyor. 'Nowhere to Lay My Eyes'ın da bu dokuya sahip olması kuvvetle muhtemel — Hong, son yıllarda rengi nadir kullanıyor.

Kim Minhee'yle kurulan çalışma ortaklığı, Hollywood'daki yönetmen-muse ilişkilerinden farklı bir yere oturuyor. Minhee, Hong'un 2016'dan bu yana neredeyse her filminde yer alıyor; kimi zaman prodüksiyon yöneticisi olarak, kimi zaman merkezde. Ama Hong'un kadraj anlayışında hiçbir oyuncu 'star' değil — kamera, karakteri izlemekten çok onunla aynı odada oturuyor, aralarında bir mesafe tutuyor. Bu mesafe, Minhee'nin yüzünde özellikle belirgin: hem yakın hem erişilmez.

Hong Sang-soo'nun filmlerinde konuşulan her şey, aslında söylenemeyen bir şeyin etrafından dolaşıyor. Jeju'daki restoran da bu dolaşımın yeni coğrafyası.

Locarno'nun uluslararası yarışması, 17 filmle bu yıl da bağımsız sinemanın en dayanıklı vitrini olmaya devam ediyor. Denis Côté'nin 'Nobody's Violence'ı ve Back'in 'Brave New Love'ı ile yan yana yarışacak 'Nowhere to Lay My Eyes', en azından kâğıt üzerinde, festivalin auteur geleneğine en yakın duran seçim. Cinema Guild'in filmi henüz Locarno prömiyeri öncesinde Kuzey Amerika dağıtımına alması ise Hong'un küresel olarak ne kadar güvenilir bir değer haline geldiğini gösteriyor.

Film hakkında çok şey söylemek mümkün değil — prömiyere kadar yalnızca sinopsis var. Ama Hong'un filmografisini tanıyan biri için sinopsis zaten yeterli: Jeju'da bir anne, iki gün, dolaşan sorular. Otuz beş filmde değişmeyen şey bu. Değişen, her seferinde sorunun biraz daha derine indiği his. 5 Ağustos'u bekliyorum.

  • hong-sang-soo
  • locarno-2026
  • kim-minhee
  • festival-oncesi
  • kore-sinemasi