SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Şeytan Ayrıntıda: Oppenheim'ın Primetime'ı Venedik'e Gidiyor ve Belgesel Sinemanın Sınırı Eridi

Lance Oppenheim'ın ilk kurmaca filmi bir belgeselci olarak kazandığı her şeyi sahne üretme konusunda nasıl harcıyor?

· Sinema Editörü · · 2 dk okuma
Gece boş bir televizyon stüdyosu seti, sert stüdyo ışıkları ve uzun gölgeler

2021'de Some Kind of Heaven'ı izlediğimde, Oppenheim'ın yaptığı şeyin kaçınılmaz biçimde bir çıkmaz sokağa gireceğini düşünmüştüm. Florida'nın emekliler cenneti The Villages'taki yapay mutluluk performanslarını bu kadar hassas ve bu kadar acımasız biçimde gören bir göz, bir süre sonra o gözü kontrollü, senaryolu mekânlara yöneltmek zorunda kalacak. Çünkü belgeselcilik, en yüksek formunda, yönetmeni sürprizin hizmetine soktuğu anlarda parlıyor. Kurguda bu hizmet tersine döner: yönetmen sürprizi planlar. Bu yer değişimi her zaman bir kayıptır.

Primetime 2006 yılında geçiyor. NBC'nin To Catch a Predator programını sunan Chris Hansen'ın, kamuoyunda dürüstlük imgesi inşa ederken kendi özel hayatında buna uymayan bir adam olduğu gerçeği — medya performansı ile özel ahlak arasındaki mesafe — bu filmin hammaddesi. Oppenheim'ın belgeselci refleksleriyle bu malzemeyi nasıl işlediği Venedik'te görülecek. Ama teorik olarak: bir belgeselcinin kurguya taşıdığı en değerli şey, gerçekliği yeniden kurma değil, gerçekliğin içindeki kurgu katmanlarını ifşa etme eğilimidir.

Pattinson'ın Katmanları

Robert Pattinson'ın bu rolde ne yaptığını kestirmek şimdilik mümkün değil. Ama Pattinson'ın son on yıldaki tercihlerini — Good Time, The Lighthouse, The Batman — bir arada okuduğunuzda, onun oyunculuk anlayışının 'performans içinde performans' katmanlarıyla ilgilendiği görülüyor. Hansen zaten bir performans makinesiydi: kamera karşısında adalet dağıtan ahlak muhafızı. Pattinson'ın bu rolü nasıl tabakalaştırdığı, filmin asıl çıktısını belirleyecek.

Ari Aster'in yapımcı koltuğunda olması ayrı bir sinyal. Aster, Hereditary'den Beau is Afraid'e uzanan süreçte her defasında A24'ün finansal güvenini bozuk psikoloji anlatıları için kullandı. Bir yapımcı olarak Oppenheim'ın arkasında duruyor olması, Aster'in genç ve riskli sinemacılara verdiği kurumsal güveni A24 bünyesine entegre etme isteğini gösteriyor. Bu iyi niyetle yapılmış bir hamle. Ama iyi niyet film yapmıyor.

A24'ün Venedik stratejisi de okunmaya değer. Primetime Eylül sonunda vizyona girecek. Venedik galası, Oscar sezonu için potansiyel bir kaldıraç. A24 bu matematiği çok iyi biliyor: Venedik yarışması + Eylül vizyonu = ödül sezonu hesaplamasına dahil olma. Bunda yanlış bir şey yok. Ama festivalin bu hesaplamanın bir çarkına dönüştüğünü fark etmek, Venedik'in editoryal iddiasını değerlendirirken gerekli.

Belgeselciler kurguya geçtiğinde ne kaybeder? Sürprizi. Ve sürpriz, bazı sinemacılar için tek gerçek biçimsel araçtır.

Bununla birlikte, Oppenheim'ın seçtiği konu belgesel sinemanın metodolojisini kurmacayla buluşturmak için gerçekten elverişli. Hansen'ın To Catch a Predator seti, zaten kurgusallığı içinde barındıran bir gerçeklikti: hazırlanmış mekânlar, planlanmış karşılaşmalar, yönetmenli ahlak tiyatrosu. Oppenheim bunu yeniden kurgulayarak, belgeselin ve kurgunun aynı nesneye baktığı bir ayna kurmak istiyorsa, bu niyeti takdire değer. Film bunu başarıp başaramayacağını Lido'nun ekranları söyleyecek.

2 Eylül'de Venedik açılıyor. Primetime yarışmada bir argüman sunuyor: kurgu, artık belgeselin şekillendirdiği gözler tarafından da yapılıyor. Bu geçişkenlik sinemanın form sınırları için ya tehdit ya da fırsat. Oppenheim'ın cevabı ağustosun sonunda değil, eylülün başında gelecek.

  • venedik-2026
  • lance-oppenheim
  • a24
  • belgesel-kurgu
  • robert-pattinson