SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Venedik Bu Yıl Ne Söylemek İstiyor?

83. Venedik Film Festivali programı dün açıklandı. Herzog, McDonagh, Moretti, Tsai, Lav Diaz — bu liste rastlantı değil, editoryal bir tercih. Ve o tercihin arkasında okunmaya değer bir tutum var.

· Sinema Editörü · · 2 dk okuma
Karanlık odada ışık huzmesi yayan 35mm film projektörü

Bir festival programı açıklandığında ilk bakacağım yer, isimler değil boşluklardır. Kim yok? Hangi tür film bu listede yer bulamıyor? 83. Venedik programını dün okuduğumda gördüğüm şey şuydu: Netflix ve Apple bu yıl Lido'nun yarışma salonunda değil. Danny Boyle'un Ink'i açılış filmi olmakla birlikte yarışma dışı. Yarışma slatı ise birbirinden farklı coğrafyalarda, ama birbirini tanıyan bir auteur kuşağının buluşması gibi görünüyor.

Moretti'nin 37 Yılı

Listede beni en çok durduran isim Nanni Moretti oldu. It Will Happen Tonight, Louis Garrel ve Jasmine Trinca'yı başrolde taşıyan bu romantik drama, Moretti'nin Venedik'e döndüğü ilk yarışma filmi — ve bu dönüş 37 yıllık bir aranın ardından geliyor. Moretti bu ısrarın adamıdır: Cannes'ı tercih etti yıllar boyunca, kendi festivaline her zaman yakın durdu. Şimdi Venedik'e dönmesi, bir uzlaşmadan çok bir yeniden tanımlanma hamlesi gibi okunabilir.

Herzog ise başka bir anlam katıyor programa. Bucking Fastard, 1980'lerin İngiltere'sinde iki kız kardeşin hikâyesini anlatıyor — Kate ve Rooney Mara rol alıyor, Werner Herzog 83 yaşında Venedik yarışmasında. Bu cümleyi kurarken içimde hem bir şaşkınlık hem tuhaf bir tatmin duygusu oluşuyor. Herzog'un sinemasındaki saplantılar (insan ve doğanın eşit ölçüde acımasız koşulları, belgesel ve kurgu arasındaki geçirgen sınır, dil ve mantığın çöktüğü anlar) bu kez bir saray mahkemesi hikâyesinde ne kadar kendine yer bulacak, Eylül'de göreceğiz.

Tsai Ming-liang ve Lav Diaz'ın aynı yarışmada yan yana durması, festival direktörünün seyirciye söylediği bir şey: bu filmler size hız vadetmiyor. Ama başka bir şey vaat ediyor.

Doğa Erinç

Yavaş Sinemanın Lido'da Kazdığı Siper

Tsai Ming-liang ve Lav Diaz'ın aynı yarışmada bulunması, Barbera'nın programına bilinçli bir ağırlık kazandırıyor. Tsai'nin planları her filmde uzuyor, diyalog azalıyor, beden ve mekân ön plana geçiyor. Lav Diaz ise zaten kendi başına bir ölçek sorunu: Filipino yönetmenin filmleri sekiz, on, bazen on dört saat. Venedik onları yarışmaya aldığında bir film değil, bir deneyim süresi için de koşul koyuyor. Bu filmlerin yanında Lee Chang-dong'un Possible Love'u da var — sekiz yıllık sessizliğin ardından bu kez Netflix ile değil Venedik yarışmasıyla açılıyor, Cannes sonrası değişen dağıtım haritasının ilginç bir hareketi.

Martin McDonagh'ın Wild Horse Nine'ı ise programın en tuhaf seçimi olabilir. John Malkovich, Sam Rockwell, Steve Buscemi — CIA'nın 1973 Şili darbesinin arifesindeki Paskalya Adası'ndaki karanlık komedisi. McDonagh'ın önceki filmlerinde (In Bruges, Three Billboards, Banshees of Inisherin) hep bir coğrafya bastı anlatıya, mekân karakterlere özgüllük verdi. Paskalya Adası burada ne yapacak? Casey Affleck'in Company'si ise yarışmada yönetmenliğini öne çıkarıyor; Nick Nolte, Ben Mendelsohn ve Scoot McNairy'li bir gotik korku filmi. Venedik yarışması bu hesaplaşmayı zorunlu kılıyor.

Barbera'nın Bahsi

Alberto Barbera bu programla net bir iddia ortaya koyuyor: Venedik, ödül sezonunun Oscar odaklı stratejik filmlerine değil, kendi auteur mirasına sahip çıkıyor. Bu elbette bir risk. Maggie Gyllenhaal başkanlığındaki jüri, Cannes'dan farklı bir refleksle çalışacak — Gyllenhaal'ın hem yönetmen hem oyuncu kimliği, onun sahneleme tercihlerine nasıl yaklaşacağını belirsiz kılıyor. Ama program bir jüriye değil, önce sinemaseverlere söylüyor bir şeyi: Lido bu yıl bir piyasa buluşması değil, bir sinema argümanı. Bu farkı hissetmek için Eylül'ü beklemek gerek. Ben bekliyorum.

  • venedik-2026
  • festival-programi
  • auteur-sinema
  • lido