Sinema
Locarno'nun Afrika Seçkisi ve Bir Festivalin Editoryal Kimliği Ne Anlama Gelir
79. Locarno Film Festivali bu yaz Afrikalı sinemacıları ön plana çıkarıyor. Bu bir jest değil, bir editoryal tercih. Peki büyük festivallerin keşif misyonu gerçekten işliyor mu?

Locarno'nun Piazza Grande'si dünyanın en büyük açık hava sinema alanlarından biridir. Geceleri 8.000 kişi oturur; perde devasa, gökyüzü açık. Bu ölçek, festivalin doğasıyla çelişiyor gibi görünebilir: Locarno küçük, sakin, İsviçre'nin Ticino kantonunda, Maggiore gölünün kıyısında bir kasaba. Cannes'ın glamour ekonomisinden, Venedik'in tarihi ağırlığından uzak. Bu uzaklık, belki de en büyük gücü.
2026 edisyonu, Open Doors programıyla 10'dan fazla Afrika ülkesinden yapımcı ve yönetmeni bir araya getiriyor. Program yalnızca gösterim değil, ortak yapım platformu ve yetenek geliştirme alanı olarak işliyor. Bu yılın odağı kıta sinemasının çeşitliliğini hem görünür kılmak hem de uluslararası yapımcılarla bağlantı sağlamak üzerine kurulu.
Afrika Sineması: Hangi Afrika?
Afrika sineması tek bir şey değil, tabii ki. Fas'ın Merzak Allouache geleneği, Senegal'in Ousmane Sembène mirası, Etiyopya'nın son on yılda ortaya çıkan genç kuşağı, Güney Afrika'nın post-apartheid anlatıları — bunlar aynı 'Afrika sineması' çatısı altında konuşmaktan çekindiğim farklılıklar. Locarno'nun bu çatıyı kullanması anlaşılır; uluslararası festival takviminde görünürlük yaratmanın pratik yolu bu. Ama içeride, programın somutlaştığı anda, bu çatı altındaki farklılıkların görülüp görülmediği kritik.
Festivallerin 'keşif' misyonu her zaman bir paradoks taşır. Bir filmi ya da bir sinemacıyı 'keşfetmek', onu zaten var olan bir koordinat sistemine yerleştirmektir: Batılı festival takvimi, Avrupa finansmanı, uluslararası satış piyasası. Bu sisteme giriş hem fırsat hem risk. Sembène bu gerilimi hayatı boyunca tartıştı. Bugün Afrikalı sinemacıların önemli bir bölümü aynı gerilimi yaşıyor: Locarno sizi görünür kılıyor, ama bu görünürlük kendi koşullarını da dayatıyor.
Festival seçkisi bir editoryal okumadır. Hangi Afrika'nın göründüğü, neyin dışarıda kaldığı kadar anlamlıdır.
Locarno'nun Kimliği Neden Önemli
Büyük festivaller arasında Locarno'nun yeri özgül: ne Cannes'ın 'ödül sezonu' başlatıcı konumu, ne Venedik'in tarihi ağırlığı, ne Berlin'in doğrudan siyasi misyonu. Locarno daha çok bir sinema evi — deneysel, bağımsız, henüz adı duyulmamış işlere yer açan. Bu yılki First Look programının Uruguaylı sinemaya odaklanması da aynı yönelimin parçası. Festival coğrafi çeşitlilikten çok editoryal bir tavır içinde: önce göster, sonra anlat.
Rick Baker'ın bu yıl Vision Ödülü alması, Asia Argento'nun yaşam boyu onurlandırılması ise festivalin başka bir boyutunu gösteriyor: popüler kültür ve bağımsız sanatın aynı masa etrafında buluşabildiği bir alan. Bu karışım bazen belirsiz hissettiriyor; ama Locarno'nun güçlü tarafı da tam burada. Belki bir festivalin kimliği, tutarlı bir estetik manifestodan değil, sürekli güncellenen meraktaki kararlılıktan oluşur.
5 Ağustos'ta Piazza Grande'de ilk film perdeye düştüğünde, 8.000 kişi ortak bir dikkat içinde oturacak. Bu anın kendisi, her festivali haklı kılıyor.
