Sürdürülebilirlik
Plastik Anlaşması Çöktü: Moda Sektörünün Sorusu Hâlâ Yanıtsız
Ağustos 2025'te INC-5.2 müzakereleri anlaşmasız kapandı, Şubat 2026'daki oturum yalnızca yeni başkan seçmekle sınırlı kaldı. Modanın plastik bağımlılığı ise tam ortada beklemeye devam ediyor.

Bir anlaşmanın çöktüğünü anlamanın en net yolu, masadan kimin nasıl kalktığını izlemektir. Ağustos 2025'teki INC-5.2 müzakerelerinden çıkan görüntü şuydu: üretimi sınırlandırmak isteyen ülkeler bloğu ile atık yönetimine odaklanmakta ısrar eden ülkeler bloğu arasında köprü kurmak imkânsız hâle geldi. Sonuç: anlaşma yok, süreç askıya alındı.
7 Şubat 2026'da toplanan INC oturumu ise kendi başına bir sembol gibiydi: gündemde hiçbir müzakere metni yoktu, yalnızca bir başkan seçimi yapıldı. Dünya, plastik kirliliğini yasal olarak bağlayıcı bir çerçeveye sokmak için hâlâ bekliyor. INC-5.4 olarak planlanması beklenen bir sonraki substantive müzakere toplantısının tarihi ve yeri henüz belli değil.
Polyester, dünyanın en yaygın kullanılan tekstil lifidir. Küresel giysi üretiminin yarısından fazlası sentetik elyafla yapılıyor; bu elyafın büyük çoğunluğu petrokimya kökenli. Plastik anlaşması müzakerelerinde en sert tartışmayı yaratan konu tam burada düğümleniyor: sektörün üretim hacmini kısıtlamak mı, yoksa atık yönetimini iyileştirmek mi?
Moda endüstrisi tarihsel olarak ikinci grubu tercih ediyor. Geri dönüştürülmüş polyester kampanyaları, plastik şişe kaynaklı lif projeleri ve 'döngüsel' koleksiyonlar bunun görünür örnekleri. Ama The Or Foundation ve tekstil atık araştırmacılarının belgelediği gerçek şu: geri dönüştürülmüş elyafın pazar payı, yeni polyester üretiminin artış hızını yakalayamıyor. Havuz dolmaya devam ediyor.
Bağlayıcı bir anlaşma olmadığında alan, gönüllü taahhütlere kalıyor. Gönüllü taahhütlerin sicili, plastiği çözmek için yeterli olmadığını zaten gösterdi.
AB'nin ESPR kapsamındaki imha yasağı (19 Temmuz 2026 yürürlüğü) ve mevcut döngüsel ekonomi düzenlemeleri, bölgesel düzeyde sektörü sıkıştırıyor. Ama plastik kirlilik sorunu küresel ölçekte bağlayıcı kurallar olmadan çözülemiyor. Bangladeş'te, Kamboçya'da veya Türkiye'de üretilen ve Avrupa pazarına satılan bir giysi, AB sınırları dışındaki üretim sürecini herhangi bir global standarda tabi tutmadan geliyor.
Bu boşlukta markalar kendi standartlarını koyuyor — ya da koymak zorunda kalmadan geçiştiriyor. Tüketici olarak elimizdeki en somut araç hâlâ şu: liften habersiz satın almak yerine, bir ürünün içerik etiketini okumak. Polyester yüzde yüz bir giysi bugün, on yıl sonra faturasını kime keseceğini henüz bilmiyoruz.
Yeni INC başkanı seçildikten sonra INC-5.4 olarak adlandırılan bir sonraki substantive müzakere turunu 2026'nın sonunda ya da 2027'de beklemek makul — ama yer ve tarih henüz açıklanmadı. COP31 Kasım 2026'da yapılacak; plastik anlaşması müzakerelerinin iklim zirvesiyle koordinasyonu da bu dönemde gündemde olacak. Haberleri takip edeceğim.