Sinema
Mungiu İkinci Kez Zirvede: Fjord ve Bir Ahlak Dramının Anatomisi
Rumen yönetmen Cristian Mungiu, İskandinav bir fiyordun kıyısında Norveç refah devletiyle Rumen Evanjelik inancını karşı karşıya getirerek Cannes'dan ikinci Altın Palmiyesini aldı.

Bir filmin ödül kazanması her zaman bir şeyi kanıtlamaz. Ama Cristian Mungiu'nun Fjord'unun 79. Cannes Film Festivali'nden Altın Palmiye ile çıkması, festivalin hâlâ sinema tarihini yazmaya aday olduğunun kanıtı. Mungiu, böylece 4 Ay 3 Hafta 2 Gün'den bu yana geçen neredeyse yirmi yılın ardından ikinci palmiyesini aldı. Tarihte bu başarıya ulaşan onuncu yönetmen oldu.
İki Dünya, Bir Fiyord
Film, gerçek olaylardan beslenen kurgu bir hikâye: Rumen kocası Mihai ile Norveçli karısı Lisbet'ten oluşan, inancına sıkı sıkıya bağlı Gheorghiu ailesi, Bükreş'ten ayrılıp kadının doğduğu küçük fiyord kasabasına taşınır. Aile inançlarını bir kale gibi omuzlayan dindar Hristiyanlar; kasabaysa Norveç refah devletinin taşıyıcısı, seküler ve rasyonel bir toplum. Aralarına düşen çocuk istismarı suçlaması, filmin dramatik motorunu oluşturuyor. Sebastian Stan ve Renate Reinsve'nin canlandırdığı bu çiftin sistemle çatışması bu zeminde kurgulanırken Mungiu, iki tarafı da küçümsemiyor; iki tarafı da anlıyor ve bu anlama çabası filmi ödüllü kılıyor.
Fjord'u Anlamlı Kılan Mungiu'nun Duruşu
Mungiu'nun sineması, erken döneminden bu yana imkânsız ahlaki seçimlerin sineması. 4 Ay 3 Hafta 2 Gün'de Romanya'nın son Komünizm yıllarında bir kürtaj operasyonunun etrafında örülü o neredeyse bedensel baskıyı, Graduation'da ebeveyn sevgisinin sistemi nasıl yavaşça çürüttüğünü anlattı. Fjord'da da aynı mekanizma çalışıyor: sistem, bireyler ve inanç arasındaki sürtünmeden doğan ısı, seyirciyi yakarken hiçbir tarafı haklı çıkarmıyor. Bu, popüler Avrupa sinemasının en büyük tuzağından kaçınma becerisi — kolay yanıt vermemek.
Mungiu'nun kamerası suçlamaz; tanıklık eder. Bu ayrım, Fjord'u bir tez filminden çıkarıp gerçek bir trajedi haline getiriyor.
Fjord aynı zamanda Mungiu'nun ana dilinin dışına çıktığı ilk filmi; ağırlıkla İngilizce ve Norveççe ilerliyor. Bu tercih ürkütücüydü — çünkü bir yönetmenin diline sığınması, onun en derin silahıdır. Ama kasabanın o soğuk, mesafeli fiyord atmosferi, kameranın uzun, sabit planlarla içinde dolaştığı dar alanlar, Mungiu'nun 'dil'ini koruduğunu gösteriyor. Sebastian Stan'ın Mihai'yi performansına değil, yüzünün geometrisine yaslanarak oynadığı an var — kamera onun omuz hattında durarak içeride yaşanan çöküşü tüm alanlara yayıyor.
Cannes'ın Bu Sezon Yaptığı Şey
Bu yılki Cannes, ödül listesi bakımından keyifli bir dağılım sundu. NEON'un yedinci üst üste Altın Palmiye aldığı filmi dağıtacak olması bir endüstri haberi; asıl haber Mungiu'nun yarışmaya Rumen sinemasından değil, çok ortaklı bir Avrupa-İskandinav yapımıyla girmesi ve yine de kendi sesinden taviz vermemesi. Bu sezon Cannes, festivallerin asıl varlık sebebine dair küçük ama kalıcı bir hatırlatma yaptı: Bir filmi ne kadar çok şirket ürettiyse o kadar bölünür, ya da çok nadiren — o kadar evrenselleşir. Fjord, ikincisini seçti.